22 Temmuz 2012 Pazar

Dynamism of a Dog on a Leash - giacomo balla

Ünlü İtalyan ressam Giacomo Balla'nın ünlü Dynamism of a Dog on a Leash (Tasmalı Köpeğin Dinamizmi) adlı eseri.

5 Şubat 2012 Pazar

arçelik leydi 170

 arçelik leydi 170

Efsane bulaşık makinesi:)

Etiketler:

25 Eylül 2011 Pazar

RABİA TEYZE SİZLERLE..

RABİA TEYZE SİZLERLE... 

Tavsiye ettiğimiz www.rabiateyze.com sitesine hepinizi bekleriz.

Güncel yemek tarifleri, pratik ipuçları, cilt bakımı, yüz maskeleri ve daha nicesi için rabiateyze.com'u ziyaret edebilirsiniz.


www.rabiateyze.com 
rabia teyze sizlerle:)

.

Etiketler:

8 Eylül 2011 Perşembe

www.onurcoban.com


Güncel yazılarımız için:
www.onurcoban.com adlı sitemize bekleriz...

Etiketler:

5 Ağustos 2011 Cuma

Wii bedava 500 puan kampanyası

Nintendo wii'nin bir kampanyası var. Tamamen yasal ve nintendonun söylediği birşey..
Bu işlem sayedsinde wii 500 puan kazanıyorsunuz. Bu puanlar yardımıyla da wii shop'tan bedava oyun indiriyorsunuz. Her işlemde 500 puan veriyor size...
Puanlarla yeni güncel oyunlar indirebileceğiniz gibi, eski atari oyunları (mario vs) alabiliyorsunuz. Hatta guitar hero gibi oyunlarda ek şarkı alıyorsunuz.
Yapmak isteyen var mıdır?

-Shopping Channel'da sol alttaki ambassador kısmını girin
-Sağdaki turuncu bölüme girin -person who was helped-
wii numaramı buraya girin 0951 8353 6490 3930

sonra 3 tane soru gelecek sırayla:
1) sizi ekleyen kişinin yaş aralığı nedir? Cevap: Between 20 and 29
2) Size yardım eden kişi nasıl yardım etti? Cevap: Connection settings on Wii console or other equipment
3) Niçin internete bağlandınız? Cevap: İstediğiniz seçeneği işaretleyebilirsiniz

sonra banada numaranızı yollayın. sakın unutmayın


Eğer Wii Kodunuzu bilmiyorsanız sırasıyla:
Ana menüden sağ alt köşede Wii Message Board
Create a message
Adress Book
This Consoles Wii number şeklinde karşınıza cıkar.

wii numaram 0951 8353 6490 3930

iletişim için:
sinematvdersleri@gmail.com

Etiketler:

24 Haziran 2011 Cuma

Jumper ile Uzamda yolculuk

Jumper ile Uzamda yolculuk


Doug Liman imzalı 2008 yapımı Jumper, popüler bilimkurgu sineması ile fantastik yapıyı bir araya getiren bir eser...
Başrollerinde Hayden Christensen, Jamie Bell, Rachel Bilson ve Samuel L. Jackson gibi isimlerin yer aldığı bu yapım bilimkurguda sıklıkla kullanılan “uzayda yolculuk” teması yerine fazla değinilmeyen “mekânda yolculuğu” konu ediniyor.
ABD sinemasının klişelerinden kurtulamayan film oldukça sıradan bir şekilde başlıyor. Öğrencilik yaşamında fazla “cool” olamayan bir karakterin sevdiği kıza açılması ve okulun popüler gencinin alayına tanık olması gibi izleyiciyi şaşırtmayacak başlangıcıyla açıkçası fazla ümit vermiyor. Süper kahraman temalı filmlerin ilerleyiş planı Jumper’da da tekrarlanmakta. Ancak burada konu edinmek istediğimiz Mekânda yolculuk temasının işlenişi.
Açıkçası bilim kurgu mekanda yolculuk temasına çok uzak sayılmayabilir. Teleport, transport veya daha bilinen “ışınlanma” gibi kavramlar zaman zaman uzay çağında geçen filmlerde işlenmektedir. Özellikle ilk akla gelen kuşkusuz “Işınla Beni Scotty” sözüyle unutulmazlar arasına giren “Star Trek (Uzay Yolu)” serisidir. Uzayda keşfedilmeyen noktaların peşinden giden Atılgan gemisinin mürettebatı keşfettikleri gezegenlere “ışınlama” yoluyla iniş yapmaktadırlar. Bu bir “ışınlama makinesiyle” gerçekleşmektedir. Bu makineye giren kişilerin atomları parçalanır ve gidilmek istenilen mekana kilitlenerek atom birleşimi yenilenir. Oldukça karmaşık algoritmalar (en azından filmde böyle denir) ile hesaplanan bu süreç sonucunda gidilecek mesafeler saniyeler içinde kat edilir. Elektromanyetik dalgaların kullanıldığı bir makine ile ışınlanma The Fly (1986) gibi filmlerde de tekrarlanmıştır. Kuşkusuz sinema ve edebiyatta, özlenilen mekanlar arası hızlı ulaşım bilim adamlarının da ilgisini çekmiş, özellikle kuantum fizikçileri zamanda yolculuk konusuyla birlikte bunu incelemişlerdir. (Hala varlığı tartışılan Philadelphia Deneyi vs.)

Zamanda yolculuk bilimkurgunun vazgeçilmez teması olması nedeniyle mekan transferi de bu bağlamda ele alınmıştır. Ancak zaman temalı bu filmler, mekan transferini geri planda bırakmışlardır. Jumper ise herhangi bir alet kullanmadan mekan değişimini gerçekleştiren kişileri konu edinir. Bu kişilerin bilimkurguyla başlayan yolculuğu fantastik ve mitolojik öğelerle devam eder. Filmin hemen başında “sıçrama” gerçekleştiren kahramanımızın “özel” olduğu yargısını ediniriz. Oysa film ilerledikçe onun tek olmadığını bir nevi olağanüstü güçlere sahip gruba ait olduğunu öğreniriz. Ancak film boyunca bunun nedenini veya bu gücün kaynağını öğrenemeyiz. Film bu noktadan itibaren yapı değiştirir. Mekanlar arası “sıçrama” yeteneği, bir tarikata göre Tanrısal bir güçtür. Bu yüzden bu güce sahip olan kişiler düzenin düşmanıdır. Onlar yok edilmelidirler. Bu tarikat ortaçağdan beri “jumper”ları yakalamakta ve bir nevi cadı avı gerçekleştirmektedirler. Bu unsur sinema izleyicisine tanıdık gelir. Sinemada sıklıkla görülen iki farklı grup arası ebedi mücadele...
Bir nevi Kurt adamlar-Vampirler, Tanrısal yetkili tarikatlar ve din düşmanları hatta belki de jedi’lar ve Sith’ler arası iyi-kötü çarpışması bu filmde de yer alır. Tarikat yandaşlarına göre sıçrayıcılar zamanla “kötü” olurlar. Bu yüzden yok edilmeleri gerekir. İzleyici bakış açısına göre kahramanımız olan sıçrayıcı ise bize göre iyidir. Kötü olan tarikattır. İyi ve kötünün iç içe girdiği bu unsurlar beklide 2000’li yıllarda artan Da Vinci’nin Şifresi ekolünün bir uzantısıdır.

Anakin Skywalker ile özdeşleşmiş olan Hayden Christensen, filmde yeteneğinin tüm güçlerini çözmeye ve çocukluk aşkı Rachel Bilson’ın yaşamını kurtarmaya çalışır. Bunu yaparken tarikat ile ailesinin bağını da öğrenmekten geri kalmaz. (Vader: I’m your Father! Luke: Noooo!) Filmin ortasında bahsedilen ve kimsenin başaramadığı binayı sıçratma olayını beklendiği gibi kahramanımız gerçekleştirir. Bunun gibi klişeler biraz dudak büktürtse de, solucan deliği (Wormhole) gibi kavramlar dikkat çektirtmeyi başarır. Daha çok kara deliklerin yapısından yola çıkılan bu teoriye göre solucan delikleri uzay-zamandaki “kısa yollardır”. Newton fiziğinin tepetaklak edildiği 20. yüzyılın belki de en ilginç buluşlarından biri uzayın sanıldığı gibi düz değil kıvrımlı olduğu gerçeğidir. Hatta zaman Geleceğe Dönüş (1985) filmindeki anlatıma göre (ki basit ama en güzel zaman açıklamasıdır sinemada) zaman “geçmiş-şimdi-gelecek” şeklinde bir çizgiden oluşmaz. Zaman bükülebildiğinden mekanın da bükülmesi olasıdır. Oldukça basite indirgersek yarım elips şeklindeki zaman/mekandan bir başka noktaya kısa yollar aracılığıyla yolculuk edebiliriz. (En azından teoride) Yani elipsin üstünde bulunuyorsak tam altımızdan açılacak bir solucan deliğiyle karşı tarafa hızlıca geçebiliriz. Elmanın bir tarafından bir başka tarafına geçen bir solucandan (kurt) esinlenerek isimlendirilen bu teori filmde de kullanılır. Kahramanlarımız salt “sihirli bir güçle” değil bilimsel temeli olan (ancak nasıl açtıkları soyut kalan) tünelleri kullanırlar. Birbirlerinin açtığı tünelden yolculuk edebilirler. Elbette bu sayede peşlerinde olan tarikat üyeleri de bu yolları kullanır.

Ucu açık bir finalle noktalanan eser devam filmlerine göz kırpar. Film, hafif yüzeysel de olsa hem popüler izleyicinin hem de konuyla ilgisi olanların hoşuna gidecek bir yapı yaratmaktadır.

Onur Çoban


.

Etiketler:

7 Mayıs 2011 Cumartesi

El feneri Tutmanın Kültürü olur mu?

Ülkeye göre farklılık gösteren tutuş.
Artık ayrıntı mı yoksa bir kültür güzelliği mi bilinmez el feneri ülkemizde ve özellikle ABD başta olmak üzere avrupada farklı şekilde tutulur. Bunun en güzel örneğini filmlerde/dizilerde görebilirsiniz.
Ülkemizde birine "al şu el fenerini odaya doğru tut" derseniz, o kişi (veya siz) nasıl tutarsınız?
Tarifi güç olsada şöyle: el fenerinin ışık yayan kısmı ön tarafa gelecek şekilde avuçlarsınız. Bu sırada baş parmağınız ön tarafta ve el fenerinin üstündedir. Eliniz (ve el feneri) omzunuzun hizasından aşağıda yer alır.
Kısaca şöyle:
Oysa ABD yapımlarında şöyle tutulur:
Oysa ABD yapımlarında şöyle tutulur:El fenerinin ışık yayan kısmı yine önde ama bu sefer el omuz seviyesinin üstünde, dirsek bükük olarak tutulur. El, feneri ters bir biçimde kavrar. Yani Baş parmak el fenerinin arka kısmına yakın ve bu sefer alt kısımdadır. Yani:





İlginç olan bunun yabancı dizilerde neredeyse istisnasız kullanılması. Açıkçası biz Türkler için saçma bir kullanış olsada onlar için bir o kadar normaldir.


Onur Çoban

13 Eylül 2009 Pazar

Bekleyiş

beklemek...
gece saat 03.30...
dusunmeden ve geri donup duzeltilmeden yazılmış cümleler bunlar...tıpkı hayat gibi...düzeltilemeden,değiştirilemeden...
beklemek bir gece vakti...
umut etmek...bazı şeyleri toptan değiştirme isteyi...harekete geçmek...
durmamak ve sadece yaşamak...
beklemek bir gece vakti,yalnızlığın içinde...
seni...

Onur Çoban 08.02.2006

10 Eylül 2009 Perşembe

Umarsız Gözyaşı

Umarsız Gözyaşı

Yönetmen Onur Çoban'ın çekmiş olduğu "umarsız gözyaşı" adlı kısa film.
-İstanbul Kısa filmciler derneği en iyi film ödülü(2007)

"Serbest fotoğrafçılık yapan genç bir kız, karşılaştığı bir kapkaç olayını resmeder. Ancak kapkaççıların saldırısına uğrayan kadına yardım etmez. Bu olay sonucunda hayatını ve mesleğini sorgulamaya başlar."
-İstanbul Kısa Filmciler Derneği 6.Ulusal Kısa Film Festivali(en iyi kurmaca)
-4.Yıldız kısa film festivali
-1.Kartal Kısafilm festivali




Görüntü Yönetmeni: Kaan Solak
Özgün Müzik: Murat Yazıcı
Senaryo:Onur Çoban
Sanat Yönetmeni:Sevinç Paçacı
Kurgu:Onur Çoban
Oyuncular:Ceyda Özcan
İdil Vural
Müslüm Çalasın
Mustafa Kömüşcüoğlu
Tonguç Sezen
Kaan Solak

3 Eylül 2009 Perşembe

Süper Teklif

İnternetten para kazanın...

İnternetten para kazanmak artık çok kolay. Evinizde maillerinize bakarken para kazanın!
Süper teklif e
http://www.superteklif.com/SuperUye/SuperUyeFormu.aspx?bid=d8bee909-2f56-40c8-bceb-e2725a23dc96 adresinden üye olursanız, size reklamlar gönderiliyor. Mailinize bakıp bu reklamları okuduğunuzda değişik seviyelerde puan topluyorsunuz.
Toplanan puanlar bellirli bir seviyeye ulaştığında banka hesabınıza para yatıyor.
Bu tarz reklam sitelerinde en fazla merak edilen aşırı reklam sorunu...Oysa süper teklif yaklaşık 3 günde bir reklam yolluyor. Hatta keşke daha fazla yollasa diyorsunuz:)
Süper Teklif dilerseniz cep telefonunuza da reklam yolluyor. Ancak bunun sayısı çok az. Üye olurken cep numaranızı verseniz bile ayarlar bölümünde telefonunuza reklam gelmesini önleyebilirsiniz. Ancak bana 3 defa geldi şu ana kadar:)
Elbette sadece reklam okuyarak paranızı artıramazsınız. Bunun için bazı şeylere dikkat etmek gerekiyor:
1-Kullanıcı tercihlerinizi doğru yazmak çok önemli. Hem ayarları güncelleyerek puanınız artıyor, hemde ona göre reklam geliyor. Örneğin, yeni bilgisayar alamak istiyorum derseniz daha fazla reklam gelir...
2-Davetiye çok önemli. Siz ne kadar çok kişiye davetiye yolarsanız okada çok puan kazanırsınız. Bunun için davet ettiklerinizin linki tıklayıp üye olması ardından da siteye giriş yapması gerekiyor.
3-Sizin davet ettiğiniz kişiler reklamları okudukça sizde puan kazanırsınız. Hatta onlarda davet ederse birilerini oradanda azalan ölçüden puan kazanırsınız. Bu 6.seviyeye kadar gidiyor. Yani ne kadar çok üye o kadar kazanç.
4-Bazı mail adresleri resimleri göstermez ve size sorar. Resimleri mutlaka göster demelisiniz. Yoksa puanlar hesabınıza işlenmez.

Yukardaki uyarıları dikkate alırsanız internette bedava para kazanmak çok kolay. tabi biraz sabır ve mail kullanmakla:)
Üye olmak için:
http://www.superteklif.com/SuperUye/SuperUyeFormu.aspx?bid=d8bee909-2f56-40c8-bceb-e2725a23dc96
yukarıdaki linki tıklayabilirsiniz.
Üye olduktan sonra ise mutlaka tanıdıklarınıza davetiye yollayın.

Etiketler:

5 Temmuz 2009 Pazar

Varsak

Varsaklar

Bre ağalar bre beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan bir dem sürelim


Amen hey Allahım aman
Ne aman bilir ne zaman
Üstümüzde çayır çemen
Bitmeden bir dem sürelim


Bana felek derler felek
Ne aman bilir ne dilek
Âhir ömrümüze helâk
Etmeden bir dem sürelim


Karacaoğlan der cânân
Güzelim sözüme inan
Bu ayrılık bize heman
Ermeden bir dem sürelim

Karacaoğlan

19 Haziran 2009 Cuma

Fütürist Bildiri

Fütürist Bildiri
F.Thomass Marinetti
Fütürist Bildiri 20 Ocak 1909'da "Le Figaro" Gazetesinde F.Thomass Marinetti'nin yayınladığı "Le Futurisme" bildirisi.

1.Biz tehlikeye karşı duyduğumuz sevgiyi, enerjiyi ve atılganlığa duyduğumuz yakınlığı yüceltmek istiyoruz.

2.Yüreklilik, gözüpeklik ve başkaldırı, bizim yazımızın en temel ögeleri olacaktır.

3.Bugüne dek yazın, düşünce tembelliğinden, kendisinden geçmeden ve uykudan övgü ile söz etmiştir. Biz ise şimdi saldırgan devrimi, ateşli uykusuzluğu, koşar adımı, ölüm taklasını, tokadı ve yumruğu övüyoruz.

4.Dünyanın güzelliğinin, yeni bir güzellikle daha da zenginleştiğini açıklıyoruz: Bu güzellik, hızın güzelliğidir. Karoserisini, içine çektiği havanın etkisi ile patlayacakmış görüntüsü veren yılan benzeri boruların süslediği bir yarış arabası (…) motoru ısıtılırken son derece yüksek bir gürültü çıkaran araba, Samothrakeli Nike'dan daha güzeldir.

5.İdeal ekseni, kendi yörüngesinde hızla ilerleyen dünyayı dolaşan dümeni elinde bulunduran insanı yüceltmek istiyoruz.

6.Yazar, temel elementlerinin ateşli tutkularını çoğaltmak için gönüllü ve içtenlikle kendine vermekten çekinmemelidir.

7.Güzellik artık yalnızca savaşımda sözkonusudur. Saldırgan özelliklerden yoksun bir yapıt, başyapıt olamaz. Yazın, insanların önünde saygıyla eğilmelerini sağlamak amacı ile bilinmeyen güçlere yapılan bir saldırı olarak algılanmalıdır.

8.Biz çağımızın en son aşamasında bulunuyoruz! (…) Olanaksızlığın gizemli kapılarını açmak için neden geriye bakalım? Zaman ve mekan dün yok olmuştur. Bizler artık mutlak olanda yaşıyoruz, çünkü artık sonsuz ve herzaman için var olacak olan hızı yaratmış bulunuyoruz.

9.Müzeleri, kitaplıkları ve her türlü akademiyi yıkmak ve ahlakçılığa, feminizme ve belli çıkarlar ve amaçlardan kaynaklanan korkaklığa karşı savaş açmak istiyoruz.

10.Çalışan, eğlenen ve ayaklananlara neden olan büyük insan kitlelerini yüceltmek istiyoruz; çağdaş başkentlerdeki renkli ve çok sesli devrimci akımları yüceltmek istiyoruz; göz kamaştıran elektrikli aylar tarafından aydınlatılan silah depolarını ve tersanelerini, dumanlı yılanlara benzer trenleri yutan istasyonları; göğe yükselen dumanlarıyla bulutlara asılı duran fabrikaları, dev aletleri gibi nehirlerin iki yakasını birleştiren ve güneş ışığında bıçak gibi parlayan köprüleri, göğü inleten ve serüvenler peşinde koşan vapurları, raylarda, borularla çevrelenmiş dev çelik beygirler gibi koşmakta olan geniş göğüslü lokomatifleri ve rüzgarda bir bayrak gibi sallanan ve coşkulu bir topluluğun alkışını andıran pervanesiyle göklerde kayarcasına uçan uçakları yüceltmek istiyoruz.

Etiketler: